NetApp’ın kuruluşundan, faaliyetlerinden ve sektördeki yerinden bahseder misiniz?
B.Y: NetApp, 1993 yılında kurulmuş bir Amerikan şirketidir. Rakiplerine göre genç bir firma olması dinamizmini ve agresifliğini de yanında getirmektedir. Faaliyet alanımız tamamen veri depolama çözümleridir. Bunu sadece donanım olarak düşünmemek gerekli. Özellikle NetApp’ın rakiplerine göre en büyük farkı, yazılımsal ve fonksiyonal özellikleridir. Özetle söylemek gerekirse veri yönetimi ile ilgili her türlü çözümü bulabileceğiniz bir firmayız. Ana faliyetimiz veri yönetimi ve depolamayla ilgili olduğundan, doğal olarak bu anlamda focus olarak çalışıyoruz. Bunun da bize getirdiği ciddi avantajlar var. Focus bir çalışma yapabildiğimiz için Ar-Ge çalışmalarımız süreklilik arz etmekte ve geliştirdiğimiz yeni çözümlerle öncü bir firma olduğumuzu söyleyebiliriz. Birçok fonksiyonel ve deposal çözümleri pazara ilk getiren firmaların başında geliyoruz.
Datacore’nin kuruluşundan, faaliyetlerinden ve sektördeki yerinden bahseder misiniz?
A.S.Ö: 2000 yılında kurulmuş bir firmayız. Kuruluşumuzda amacımız, kurum içerisindeki veriyi dinamik yönetebilmekti. Bu anlamda da değişik safhalarda farklı uygulamaları kendi bünyemize katarak bunları markete taşımaya çalıştık. Bu çözümleri sunarken de rakiplerimize göre öncü olduk ve çözümlerimizle farklı bir bakış açısı getirmeye çalıştık. Veri yönetimi derken yaptığımız kurum içerisinde verinin konsolide edilmesi, yedekleme ve arşiv gibi yapılarla güvenlik altına alınması ve verinin sürekliliğinin sağlanabilmesi. Kurumun sürekli çalışabilmesi için IT operasyonlarının ve datanın da sürekli mevcudiyetinin kurum içerisinde sağlanması, iş sürekliliğinin ve felaket yedekleme konularının uygulanması veya felaket yedekleme merkezlerinin dizaynına kadar giden aşamaların hepsinde uçtan uca toplam çözüm sunmaktır. Kurum içerisindeki Veriyi yönetmeyi amaçladığınız zaman ciddi bir entegretör rolüne de soyunmuş oluyorsunuz. Çünkü veriyi yönetmek demek sadece Depolama başlığından ibaret değil, uygulama yazılımları ve sunucu tarafını da gözetmektir. Datacore, bünyesinde bulundurduğu 11 ayrı marka ile bugün geldiği noktada A’dan Z’ye, IT kurumsal alt yapısını sunacak entegratör kimliğine ulaşmıştır.
Çözüm anlayışımızın ana başlığını Datacore’un kendi katma değerli Teknik Servis hizmetleri oluşturmaktadır. Gerçekleştirdiğimiz her projede, kurumun ihtiyaçlarını karşılayacak çözümün oluşturulması, kurulumu, değişik seviyelerdeki Teknik Destek hizmetinin verilmesi ve Projeye yönelik eğitimin sunulması tamamen Datacore Profesyonel Hizmetler ekibi tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu da Datacore’u sadece ürün satan firma kimliğinden çıkararak projenin tüm aşamalarında %100 sorumluluk alan gerçek bir entegratör yapmaktadır.
NetApp ve Datacore beraberliğinden ve bu beraberliğin getirilerinden bahseder misiniz?
B.Y: Alanında lider olan, ciddi birikimleri ve çözümlere sahip bir firmayız. Ama bu özelliklerin tek başına bir anlam ifade etmediği de bir gerçek. Bilindiği gibi IT altyapısında birbirini tamamlayan çok fazla katman var. Veri yedekleme, depolama ve yönetme bunlardan sadece bir kaçı. Bütün IT altyapıyı içerecek komple anahtar çözümlerimiz bulunmadığı için, bu alanda datacore devreye giriyor. Datacore’nin sahip olduğu bilgi birikimi, entegratör kimliği ile farklı çözümleri de bir araya getirerek komple anahtar çözümler sağlayabiliyor olması, kurulumu ve desteği ile NetApp’ı Türkiye’de temsil ediyor olması bizim için bir katma değer sağlıyor.
A.S.Ö: Niye datacore NetApp ile çalışıyor sorusunun birden fazla cevabı var. Öncelikle NetApp’ın çözüm yaklaşımında inovatif bir firma olması. Çözümlerine baktığınız zaman rakiplerine göre markete taşıdığı ürünler arasında ciddi farklılıklar ve esneklik avantajlarına sahip olması. Biz bir çok rakibimizin yaptığı gibi serverden yaklaşarak çözüme odaklanmak yerine, veriyi ve kontrolünü ön planda tutan depolama ürününden bakarak toplam çözüme ulaşmaktayız. Biz felsefe olarak depolamayı merkeze koyup etrafını örmeye çalışıyoruz. Çünkü IT’deki anlayış ciddi anlamda değişmiş durumdadır. Artık veriyi yöneten storagelerdır. Bu bağlamda Netapp’ın bize sağlamış olduğu esnek ve güvenilir yazılım ve donanım alt yapısı toplam çözüm anlayışımızın merkezini oluşturmaktadır. Doğaldırki Netapp toplam çözüm anlayışımız içerisinde ana rolü oynamaktadır.
NetApp’ın müşterilerine sunmuş olduğu çözümlerde rakiplerine göre artıları nelerdir?
B.Y: Ürünler bazında baktığınızda her firmanın çeşitli ürünleri mevcut tabii ki ama sonuç itibari ile ürün tek başına bir anlam ifade etmiyor. Burada önemli olan, bunu müşterilerin problemlerini adresleyerek çözüm halinde sunabilmektir. Biz NetApp olarak en büyük katma değeri burada sağladığımızı düşünüyoruz. Tek başına veri depolama sistemi; hızlı çalışma, yüksek performans gibi faydaları sunabilir. Ancak pazarda birçok ürün bunları içeriyor ve özellikle kurumsal müşterileri adresliyorsanız bu çözümleri zaten içermek zorundasınız. Bunun tek başına yeterli olmadığını görüyoruz. Artık firmaların kendi IT altyapılarıyla basit ve kolay bir şekilde uyum sağlayacak ve kendi uygulama çözümleri ile komple anahtar çözümler sağlayabilecek yaklaşımlar önem kazandı. Bu kavramda bizim sağladığımız katma değer, özellikle müşterilerimiz farklı uygulamalardaki verimliliklerini artırmaktır. Bunun yanında son dönemde gerçekleşen finansal krizin etkisiyle firmalar daha verimli olma yoluna gidiyorlar. Maliyetleri azaltmaya çalışıyorlar. Bu noktada NetApp’ın bahsettiğimiz inovatif çözümleri devreye giriyor. Bizi rakiplerimize göre farklı kılan çözümlerimiz ile maliyetleri aşağıya çekiyoruz. Bunu da veri depolama verimliliğini arttırarak gerçekleştiriyoruz. Yani daha azla daha çok iş yapma imkanını sağlıyoruz. Veri replikasyonu konusunda IDC’nin yapmış olduğu son pazar payı raporlarına göre NetApp bir numaralı konuma gelmiş durumda. Bunun altında yatan neden de dediğimiz gibi teknolojik anlamda inovatif bir firma olmamızdan ve maliyet anlamında sağladığımız avantajlardan kaynaklanıyor.
A.S.Ö: Datacore olarak bizim ana yaklaşımımız ürün satışı değil kurumun uzun süreli ihtiyaçlarını karşılayacak çözümün satışını gerçekleştirmektir. Çözüm satarken de olaya sadece depolama ürünü olarak bakmıyoruz, depolama ürününü kullanacağımız alanlar olarak da bakıyoruz. Bizim için veri depolamak demek, konsolidasyon demek. Bununla birlikte BT alt yapısının sürekliliği demektir. Konuya bu şekilde baktığımızda müşterilerimize ürünü şeçmeden önce çözüm standartlarını belirleme konusunda yardımcı olmaya çalışıyoruz. Örneklendirecek olursak müşterilerimize protokol bağımsız depolama alt yapısı kurmalarını öneriyoruz. Yeni bir depolama alt yapısına geçtiklerinde Yedekleme alt yapılarını yeniden gözden geçirmeleri gerekliliğini vurguluyoruz. Yeni depolama ürününü yatırımında mutlaka ve mutlaka İş Sürekliliği ve Felaket Yedekleme altyapısının depolama ürünü alımı ile gerçekleştirilmese bile gelecek yatırımları anlamında değerlendirilmesi gerekliliğinin önemli olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Sadece depolama ürünü alınacak olsa bile çözümümüz içerisinde tüm bu başlıklarada cevap vermeye çalışıyoruz.
Özetle Firmalar depolama ürünü alımı sırasında satın alıcakları ürünün donanımsal özelliklerinin yanında yukarıda bahsettiğimiz konularıda mutlaka tartışmalıdırlar.
Veri yedekleme ve depolama sistemleri son yıllarda nasıl bir gelişim gösterdi? Ne kadar zamandır kurumlar bu alana önem verip yatırım yapıyor?
B.Y: Birçok bağımsız kuruluşun bu alanda yapmış olduğu çalışmalar var. Bu çalışmaları göz önüne alacak olursak veride çok hızlı bir büyümenin mevcut olduğunu söyleyebiliriz. Buradaki ana etkende günümüzde medya ortamlarının değişmiş olması yani dijital yayınlar, HD yayınlar, arşiv çözümlerine önem veriliyor olması, ihtiyaç duyulan kapasiteleri arttırıyor. Dolayısıyla da veri depolama sistemlerinin önemi bir kat daha artmış oluyor. Özellikle Türkiye’de bu alanda büyümenin daha fazla olacağını söyleyebiliriz. Çünkü biz hala veriyi kullanma açısından IT olarak bazı şeylerin henüz başında bulunuyoruz. Verilen öneme değinecek olursak kurumsal firmalar zaten belirli bir süredir gereken önemi veriyordu, vermeye de devam edeceklerdir. Son zamanlarda küçük ölçekli firmalarında bu konuya önem verdiğini gözlemliyoruz. Bütçelerinin belirli bir miktarını bu alana ayırarak bu alanda yatırım yaptıklarını görüyoruz. Türkiye’de bu alanda daha ciddi büyümenin gerçekleşeceğine inanıyorum. Son zamanlarda iş sürekliliği ve felaket çözümleri de firmalar tarafından daha ciddiye alınıyor ve bu da dolayısıyla öncelikle olarak üretim ortamında konsolidasyonu gerektiriyor. Sonrasında farklı bir ortamda bu verilerin eşleniğinin tutulması gerekiyor. Tabi buda otomatikman merkezi veri depolama sistemlerinin önemini arttırmış oluyor.
A.S.Ö: Veri tüm dünyada olduğu gibi ve Türkiye’de de her yıl nerdeyse iki ye katlanarak büyümeye devam ediyor. 5, 6 sene öncesine döndüğünüzde 4-5 tb’lık bir proje orta büyüklükte bir proje olarak kabul edilirken, günümüzde yaptığımız en küçük proje10’lu tb’lar dan başlıyor. Bu büyümenin daha başı, Türkiye’de de kısa zamanda rakamlar 100lerce TB’lara ulaşacak. Özellikle üst ölçek kurumsal firmalar depolama çözümü yatırımlarını gerçekleştirmiş durumda. Ancak kurumların alt yapılarına ciddi etki eden regülasyonlar ve verinin hızlı büyümesi depolama marketinin büyümesine ciddi bir hız katacakdır. Ayrıca Sanallaştırma, İş Sürekliliği ve Felaket Yedekleme konularıda depolama marketinin ateşleyicisi olacaktır.
Şirket ölçeklendirmesi yapacak olursak eğer, bu bağlamda şirketlerin büyüklüğüne ve küçüklüğüne göre sunduğunuz çözümler nasıl farklılık gözetiyor?
B.Y: Ürün portföyümüzdeki giriş seviyesindeki ürün ile, en üst seviye ürün arasında aslında fonksiyonel anlamda hiçbir fark yok. Mutlaka küçük sistemler ile büyük sistemler arasında performans ve kapasite anlamında farklılıklar olacaktır ama üzerinde çalışan yazılımlar ve fonksiyonlar bütün sistemlerimizde aynıdır. Bu özelliğimizde aslında müşteri ortamlarında çok ciddi avantajlar sağlıyor. Özellikle de küçük ölçekli firmalarda bu avantaj artıyor. KOBİ’lere adreslediğimiz giriş seviyesi sistemlerimizde de, büyük sistemlerde yani kurumsal firmalarda verdiğimiz çözümlerin aynısını sağlayabiliyoruz. Tabii ki firmalar açısından maliyetler önemli olduğu için KOBİ’lere adreslediğimiz özel paket giriş seviyesi ürünlerimiz var. Burada maliyetleri düşük seviyelerde tutup, küçük ölçekli firmaların da projelerini gerçekleştirebilmeleri için gerekli adımları atmasını sağlıyoruz.
A.S.Ö: Depolama Marketine baktığınızda bir çok firmanın ürünü Mid Range (Orta ölçek) ve High End (Üst Ölçek) olamak üzere ikiye ayrılmakta. Bu grupların içerisine baktığınızda ürünler genellikle üç ayrı grupta toplanır FC SAN, IP SAN ve NAS. Bu üst ve alt grupların içerisinde yer alan ürünlerin her birinin işletim sistemi ve üzerlerinde kullanılan snapshot ve replikasyon gibi tamamlayıcı yazılımların bir çoğu farklılıklar göstermektedir. Netapp ise Orta ve Üst ölçek ve bu seviyeler içerisindeki ürünlerinin hepsinde aynı işletim sistemini ve tamamlayıcı yazılımları kullanarak kullanıcılarına aşağıdaki faydaları sağlamaktadır;
• Eşitlik İlkesi:
Her kurumun orta veya üst ölçek olsun verisi kendisi için hayati önem arz eder. Bu sebeble Netapp aynı özellikleri sağlayan yazılım altyapısı ile Üst ölçek deki ürün özelliklerinin bire bir aynısını orta ölçekli kullanıcısına da sunarak ona ciddi bir güç kazandırmaktadır.
• Yatırımın korunması:
Orta ölçek bie Netapp ürününde öğrendiğiniz her şeyi Üst ölçek bir Netapp ürününde bire bir aynı komutlar ve yöntem ile kullanabilirsiniz. Böylelikle orta ölçek bir Netapp’dan şirketinizin verisinin büyümesi veya performans ihtiyaçları sebebi ile Üst ölçek bir Netapp’a geçmeniz durumunda yeni bir sistem öğrenmek durumunda kalmazsınız. Böylece bilgiye yapmış olduğunuz yatırımınız %100 korunmuş olur ve ayrıca yeni bir sisteme geçerken alacağınız sistemi yapınıza adapte etme riskiniz sıfırlanır.
Bizde Datacore olarak kurumsal büyüklüğü ne olursa olsun hak ettiği en üst seviye çözümü yatırımlarını uzun yıllar koruyacak bir anlayışla sunmaktayız.
NetApp olarak pazara sunmuş olduğunuz çözüm yenilikleri nedir? Ar-Ge çalışmalarından ve bu alandaki verilen önemden bahseder misiniz?
B.Y: Ar-Ge konusunda NetApp’ı öne çıkaran en önemli nokta bizim ortak bir alt yapıya sahip olan tek bir ürün grubumuz bulunuyor olmasıdır. Farklı ölçeklerdeki sistemlerimiz hep aynı altyapı üzerine kuruluduğu ve aynı alt yapı yazılımı kullanıldığı için Ar-Ge olarak farklı farklı çalışmalar yapmamız farklı Ar-Ge’lerde bulunmamız gerekmiyor rakiplerimiz gibi. Bizde sadece donanımsal değişiklikler olabiliyor. Bunun için Ar-Ge çalışmalarımızı tek bir focus altında ve çok daha verimli şekilde ürünlerimiz ve mikrokernel ımız için gerçekleştirebiliyoruz. Bu focus çalışma, çok daha yeni teknolojilerin hızlı bir şekilde ortaya çıkmasına neden oluyor. Inovatif çalışmalarımız neticesinde de bugüne kadar pazara çok fazla yenilikler ve ilkler getirdik. Son zamanlarda üzerinde durduğumuz en önemli yenilikden bahsedecek olursak, grid storage yaklaşımından söz edebiliriz. NetApp’ın ciddi bir şekilde yoğunlaştığı ve geliştirmeyi düşündüğü bu alanda çeşitli duyuruları oldu. Yakın zamanda yeni duyurularımız da olacak. Özet olarak üzerinde çalıştığımız dikey büyümeden daha çok yatay büyüme yöntemiyle sahip olunan yatırımları da koruyarak alt yapıyı geliştirme teknolojisidir.
A.S.Ö: Datacore olarak rakiplerimize göre nasıl farklılaşırız, üretilen bu teknolojileri pazara taşırken doğru hizmetleri geliştirebilir miyiz konusuna çok eğiliyoruz. Entegratöründe zaten görev olarak üstlenmesi gereken sorumluluğu budur. Bu sebeble firmamızı geliştirimek için bütcemizin büyük bir kısmı Danışmanlık, Teknik Destek ve Eğitim Hizmetlerinin kullanıcılarımızın ihtiyaçlarını karşılayacak yeterliliğe getirilmesi için harcanıyor. Datacore olarak ana hedefimiz elde ettiği birikimi değer katmanı olarak firmamıza ekliyebilmek ve bunu sürekli geliştirmektir.
Geliştirdiğimiz profesyonel hizmetlerimizi dökümente ederek kendi disiplinlerimizi geliştirmekteyiz. Ayrıca Netapp içerisindeki teknik yeterliklerimizi sürekli olarak arttırmakta ve güncellemekteyiz. Bunun sonucu olarak Netapp’ın Türkiye’deki tek Platinium Çözüm ortağı konumundayız.
Son olarak bu alanda daha önce yatırım yapmış, yatırımını yenileyecek firmalara veya yeni yatırım yapacak firmalara tavsiyeleriniz nelerdir?
B.Y: Veri depolama çözümlerinin kullanımında ortalama verimlilik oranı yüzde 50’lerde bulunuyor. Bu da başka bir deyişle yaptıkları yatırımın yüzde 50’sini kullanamadıkları, atıl bir yatırım yaptıkları anlamına geliyor. Bu noktada az önce bahsettiğimiz çözümler ile, aslında sadece maliyetleri aşağı çekmemiş, aynı zamanda da verimliliği de arttırmış oluyorsunuz. Dolayısıyla yatırım yapacak olan firmaların konsolidasyona, iş sürekliliğine, felaket yönetimine yapacağı yatırımlara dikkat etmeleri gerekmektedir. Ortama nasıl entegre edileceği önemlidir. Uzun vadede toplam sahip olma maliyetlerine dikkat edilmesi ve bu anlamda daha verimli nasıl kullanılabileceğine önem verilmesi gereklidir.
A.S.Ö: Günümüzün yoğun rekabet ortamında kurumları öne çıkaran ve başarılı olmalarını sağlayan altın kural Farklılaşmadır. BT yatırımları bu farklılığı yaratma açısından büyük önem taşırlar. Şu an Türkiye’deki en büyük kısır döngülerden bir tanesi kurumların çoğunun BT’ye farklılaşmada gerekli önemi vermemesidir. Hemen hemen tüm firmalar BT yatırımları yapılması konusunda her hangi bir tereddüt göstermemektedirler. Bir çoğu depolama alt yapısı, sunucu sistemleri yeni yazılımlar kullanılması için bir çok yatırım yapmaktadırlar. Ancak bir çok firmaya baktığımda gördüğüm şu ki, IT olarak depolama sistemini kurmamız lazım, alt yapımızı bilgisayara geçirelim ama bir farklılık oluşturabilir miyiz diyene çok rastlamıyorum. Tamamen olaya maliyet merkezi olarak bakılıyor. Ürünün gelecekte sağlayacağı fayda/maliyet analizini bir çok kurum yapmıyor. IT bir disiplindir ve uzun süreli bir yatırımdır. Firmalar bence yatırımlarını yaparken farklılaşmaya dikkat etmeliler. Yapılan yatırımın fayda/maliyet analizini iyi yapmalılar. Günü kurtarmak değil, 3 sene 5 sene sonrasının büyüme oranlarını ve ihtiyaçlarını tahmin edip yatırımlarını ona göre yapsınlar. IT’de hemen yatırıp yapıp kazancı görme şansınız belki yok ama uzun maraton olarak düşündüğünüzde bu yapılan doğru yatırımla ciddi paraların kazanabildiğini söylemek mümkün. Marka olarak değil öncelik yatırımda çözüme odaklı olmalıdır. Gelecek ihtiyaçları ve büyümeleri doğru tanımlanmadan yapılan yatırımlar ekonomik ömrünü doldurmadan değiştirilmek durumunda kalınır. Belki o gün ucuza aldığınız bir depolama ünitesi ekonomik ömrünü doldurmadan değiştirildiğinde kurumu çok ciddi maddi kayıplara uğratabilir. Yada bu maddi kayıba uğramamak için bu ürünü değiştirmeyip ekonomik ömrünü tamamlamasını beklemek ise kurumunuzun yeni ihtiyaçlarına karşılıyamamasına sebeb olabilir.
DATACORE Bilgi Sistemleri San. ve Tic. A.Ş
Mert KİRİŞÇİOĞLU, Pazarlama Müdürü
E-posta: mert.kiriscioglu@datacore.com.tr
Tel: (0216) 444 82 82


